Analog Fotoğrafa Edit Yapılmalı Mı?

Analog fotoğrafçılığa başlama rehberimizin bu yazısında sizlerle biraz daha kişisel olabilecek bir konu üzerine konuşacağız. Analog filme edit yapılmalı mı? Yoksa analog fotoğrafın ruhu içinde bulundurduğu “dokunulmamış” halinde olmasının getirdiği doğallık mı?

Yazımıza geçmeden önce eğer analog fotoğrafçılığa ilginiz varsa aşağıdaki kısımdan rehberimizin önceki yazılarına ulaşabilirsiniz.

1 – Analog fotoğrafçılık nedir? 
2 – Analog makine çeşitleri nelerdir? 
3 – Analog makine alınırken dikkat edilecek hususlar nelerdir? 
4 – Analog film nedir? Bayat Film vs Taze Film 
5 – Analog film nasıl banyo edilir? 
6 – Analog film nasıl dijitale çevrilir?
7 – Analog filme edit yapılmalı mı? (Şu an okumaktasınız)
8 – Analog fotoğrafçılık vs Dijital fotoğrafçılık. Artıları, eksileri.

Edit Yapmak?

Fotoğrafçılıkta kullanılan “edit yapmak”, “düzenlemek”, “post-process” terimleri fotoğraf çekildikten sonra fotoğrafın dijital hali üzerinde yapılan değişiklikler için kullanılır. Bu değişiklikler pozlama ayarı, kontrast, kırpma, sıcaklık olabileceği gibi, doygunluk, belirli renklerin tonları ve doygunlukları ile oynanması, grain ayarının yapılması gibi düzenlemeleri ifade eder. Dilimize “fotoğraf düzenlemek” olarak çevirebileceğimiz bu işlem fotoğraf sanatçısının tarzına göre farklılık gösterir. Kimileri sıcak ve toprağımsı tonları tercih ederken, kimi fotoğrafçılar karanlık, çok kontrastlı veya renksiz, siyah beyaz fotoğrafları tercih edebilir. Bunların hepsi kişinin kendi stilini oluşturması ve kendini ifade etme biçimiyle yakından alakalıdır.

Fotoğraflarla kişiliğimizi yansıttığımızın farkında olmamız dünyaya daha farklı bir pencereden bakmamızı sağlar.

Doğal fotoğraf vs Editlenmiş fotoğraf

Fotoğrafları düzenlemek dijitalleşme süreciyle birlikte gelen bir şey değil. Analog fotoğrafçıkta dahi fotoğraflar düzenlenmiş, bir başka tabiirle adeta “shoplanabilmiştir”. Bunun birden fazla sebebi olabilir. Bu sebeplerden bir kaçını saymak gerekirse; fotoğrafçının eseriyle anlatmak, istediği temayı öne çıkarmak istemesi, kendini tarzını yansıtma biçimi olabileceği veyahut sadece estetik kaygılar ve gözünü güzel göründüğü için olabilir. Örneğin en büyük fotoğrafçılardan bilinen Ansel Adams’a bakalım. Çektiği siyah beyaz onlarca fotoğrafta, doğanın güzelliğini, bazen sertliğini, bazen ise sakinliğini yansıtabilmek adına fotoğraflarında yüksek kontrast ve filtreleri sık sık kullanmıştır. Bu onu geliştirdiği kendi stilidir. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Fotoğrafçılığın başlamasıyla birlikte analog fotoğrafçıkta dahi düzenlemenin olduğunu bildikten sonra bir başka soruya geçebiliriz. Neden fotoğrafa edit yaparız? Düzenleriz? 

İnsanlar genelde doğal olana karşı bir tepki verip, daha canlı renklere bakmak, kendilerini izledikleri filmlerde gibi görmek istediklerinden genelde fotoğraflara aşırı edit yapmayı ve bunları paylaşmayı severler. Bu yüzden bu davranışın çokta şaşırılacak bir şey olmadığını bilmek gerekir. Önemli nokta edit yaparken nasıl bir yol izlenmesi gerektiğidir. 

Peki analog fotoğraflara edit yapılmalı mı? 

Söyleyeceklerim kendi kişisel fikrim olmakla birlikte konuştuğum film fotoğrafçılarının bazılarının benimle aynı fikirde olduğunu gördüm.

Analog fotoğrafları düzenlemek

Analog fotoğraflara edit yapılmalı ancak; bir şartla. Fotoğrafın doğallığını ve rengini bozmayacak şekilde! Artık dijital ortamda hemen hemen her şeyi yapabiliyoruz. Analog fotoğrafçılığı bu kadar çekici kılan şey ise doğal olmasında ve çekilen fotoğraf için bir emek verilmesinde. Bu sebepten dolayı, makinenin pozometresinde yanlış ölçülmüş veya bir hata sonucu fotoğrafın aşırı pozlanması, düşük pozlanması gibi sürpriz elemenlerle karşılaşılmışsa bu küçük hataların bir şekilde düzeltmesi gerektiğine inanıyorum.

Yani fotoğrafta exposure, kontrast, gölgeler ve parlak alanlar ve aşırıya kaçılmadığı sürece doygunluğun biraz arttırılıp azaltılmasının faydalı olacağına ve fotoğrafı daha çekici kılacağına inanıyorum. Bayat bir filmle çektiğiniz fotoğrafların tam olarak beklediğiniz gibi olmayacağını ve süpriz elementini bütün analog fotoğrafçılar sever. Ancak beklediğiniz üstünde bir aksaklık çıkarsa bunu düzeltmeye çalışmak gerekir. Üstelik bazı fotoğrafçılar, banyo yapan lablar, filmleri flat olarak tararlar. Yani renklendirme (color grading) işlemini sizin kendi tercihinize göre yapmanıza imkan verirler. Bu durumda “Ben fotoğrafı lab’dan aldığım şekilde paylaşacağım.” demek biraz tembelliğe kaçar. Aşağıda kendi çektiğim fotoğrafların orjinal halleri ve onlara uyguladığım küçük düzenlemelerin fotoğrafta ne kadar etki yaptığını hep beraber bakalım.

Gördüğünüz üzere fotoğrafın doğallığını kaybetmemesini, yukarıdaki örnekte göreceğiniz üzere mümkünse izleyicinin bir fark görmesini sağlayacak editler yapmaya çalışmalı.

Unutmayın; önemli nokta fotoğrafın doğallığını bozmadan o ruhu koruyabilmekte. Eğer renklerle gereğinden fazla oynarsanız fotoğrafın analog bir makineyle çekilmesinin bir önemi kalmaz. 

Denge meselesi hayatın her alanında kendini gösteriyor bir şekilde.

Sizin bu konudaki düşünceleriniz ve argümanlarınız nelerdir? Yorumlarda bizimle paylaşmaktan çekinmeyin.

Analog fotoğrafçılık rehberinin bir sonraki yazısında görüşmek üzere, hoşçakalın.

 

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir